EVLILIK,KADER,KISMET

2011-05-18 10:39:00

ask5 Evli çiftlerde aşk neden biter?

“Evlilik kader midir?” sorusu çok garip bir sorudur. Çünkü böyle bir soru, “Allah bu iki kisinin evlenecegini ezelde biliyor muydu?” demektir. Evliligin kader olmamasi için, Allah’in evlenen iki kisiden habersiz olmasi gerekir. Bu ise ilmi her seyi, her mekani ve her zamani kusatan Allah (c.c) hakkinda düsünülemez. Allah olmus ve olacak her seyi kemaliyle bilir. Bu Allah’in “ilim” sifatinin bir geregidir.
Evlenme çagina gelen kimi gençler ve aileleri, “Allah kimi yazdiysa o olur!” diyor ve evlenme hususunda ya ciddi girisimlerde bulunmuyorlar veya “Bunca arastirmaya ragmen, bir türlü istedigim insan tipiyle karsilasamadim” diyerek kadere itiraz edebiliyorlar. Burada dikkate alinmayan husus, evliligin de büyük çapta hür irade çerçevesinde olmasidir. Evet, her sey yazilmistir. Ama bu yazgi, bir emir ve zorlama tarzinda degildir. “Olmus ve olacak her seyin Levh-i Mahfuz’da yazilmasi” demek olan kader Allah’in ilim sifatina baglidir. Yani “bilmek” ve “yazmak” zorlayici degildir. Diger bir ifadeyle, Allah Teala hangi esi seçecegimizi bilip yazdigindan dolayi seçmiyoruz; Allah onu seçecegimizi bildigi için yaziyor! Onun için kader, ilim nevindendir. Yani nasil olacaksa, öyle bilinmesidir.
Bu durum aynen astronomi alimlerinin seneler öncesinden, günes ya da ay tutulmasinin, dünyanin hangi bölgesinde, hangi gününde hangi saatinde ve dakikasinda olacagini bilmelerine benzer. Cenab-i Hak da ezeli ilmiyle, bizim irademizi kullanarak kiminle evlenecegimizi bilir ve yazar. O yazdigi için evlenmiyoruz, kiminle evlenecegimizi bildigi için Allah (c.c) yaziyor.
Kimi insanlar vardir ki, daha evliliklerinin ilk yillarinda bosaniyorlar, kimileri ilk alti ayinda, kimileri ilk üç ayda… Hatta ilk günlerinde bosananlar bile var. Bundan baska, çok esli olanlar oldugu gibi, eslerini kaybettikten sonra, ikinci üçüncü evliliklerini yapanlar da var. Bütün bunlarin hepsi kullarin iradeleriyle olan fiillerdir. Kul irade eder, fiiliyata geçtigi anda da Allah o isi yaratir. Allah kulunun bütün yapacaklarini bildigi için yazmistir.

KISMET
Kismet mevzuuna gelince… Kimi insanlar, kendi bahtlarini kismetsiz görürler. Etrafindaki insanlarin bir sekilde (mutlu veya mutsuz) evlendikleri halde kendilerinin bir türlü evlenmemis olmalarini, kismetsizliklerine yorarlar. Bu durumun kimi zaman kendilerinden, kimi zaman da baskalarinin tesiriyle meyadana geldigini düsünürler.
Elbette her insan için takdir edilmis bir kismet vardir. Sonuçta insanin yiyecegi ekmek de bir kismettir. Evlilik kismetinde yanlis yorumlardan uzak durmalidir. Bazi kimselerde yanlis bir “kismet baglama” anlayisi görülmektedir. Evhamlara kapilan bu kimseler hiç tereddüt etmeden, “Kizimizin ya da oglumuzun kismeti bir türlü çikmiyor, çikinca da bir bahaneyle is bozuluyor Demek ki kismetini baglamislar. Zaten falan ve filan komsulardan da süphe ediyoruz” diye konusabiliyorlar. Su unutulmamalidir ki, Allah hiçbir insana bir baskasinin kismetini baglama imkan ve salahiyeti vermemistir. Bu sebeple, kismet baglanmasi diye bir olay olamaz. Ama kismet beklenmesi diye bir gerçek vardir.
Ancak evlenmek isteyen erkek veya kadinlarin kendilerine sormalari gereken bazi sorular vardir. Acaba evlenmek için gerekli sebepleri yerine getiriyorlar mi? Hani halk arasinda bir söz vardir; “Aglamayan bebege meme verilmez” diye… Evet, kimi zaman evlenmek isteyen insanlarda, kismetsizlik gibi yorumlanan durumlarin pek çogu, bireylerin evlilik isteklerini etrafindaki kisilere, büyüklere, akraba ve dostalara açmamalari, ya da bu konuda ciddiyetsizmis gibi durmalarina baglidir. Örnegin, evlilik yasi gelmis ve hatta geçmek üzere olan bir bireyin, yaninda evlilik sözü açildiginda, bu kisinin, “Aman sen de! Bekarlik sultanliktir” gibi sözler sarfetmesi, veya bu tür konularin açildigi her defasinda, “Aslinda ben evlenmek istemiyorum; sundan sundan dolayi…” gibi ifadeleri -her ne kadar samimi olmasa da- telaffuz etmesi, evlilik hususunda ona destek olmak isteyenlerin önüne set koymaktan baska bir sey deglildir. Bu tür tutum ve tavirlar içinde olan kimselere çevresindekiler de “Bu kisi ciddi degil! Ben mesuliyet almak istemem” düsüncesiyle yardimci olmayacaklardir.
Bu sebeplerden ötürü, evlilik isteginde bulunan hem erkegin hem de kadinin, yuvanin kurulmasi için gerekli olan sartlarin pek çogunu yerine getirmeleri gerekir. Isi olmayan bir erkek bir an evvel kendine is bulmali, askerligini devamli tecil ettiriyorsa ve bu durum önünde bir engel olarak duruyorsa bir an önce askere gidip gelmeli, ahlaki ve örfi olarak yasadigi ortamda kendisinden makbul olmayan davranislar görülüyorsa ya bunlari terk etmeli ya da ortama uyumlu hale getirmeli, evlilige hazir bir birey oldugunu hissettirmelidir.
Dikkat edilmesi gereken bir diger husus da, bireylerin evlenecekleri adaylarda görmek istedikleri özelliklerin bir araya getirilmesinin çok zor bir ihtimal olmasidir. Yani aslinda bizim kismetsizlik gibi gördügümüz evlenememezlilik durumunun çogu zaman yegane sebebi, adaylarin karsidaki adaydan beklentilerinin çok fazla olmasidir; boyu su kadar, saçi söyle, gözü böyle, isi-meslegi su olsun, memleketi surdan olsun, tahsil düzeyi en az su kadar olmali gibi… Denklik elbette önemlidir ancak görsel özelliklerin fani oldugu, asil önemli olanin dini bütünlük ve ahlaki sorumluluk bilinci oldugunu bilmek gerekir. Dini ve ahlaki hasletlerin hiç umursanmadigi, sadece görsel güzelliklerin ön plana alindigi evliliklerin durumu düsünülmelidir.
Iste hem erkekte hem de kadinda görülebilen bu seçicilik hastaligi, yas ilerledikçe dozunu artirabilektedir. Sonuçta bu durum kisinin karsisina, “kismetsizlik” dedikodusu olarak çikabilmektedir. Hulasa hadis-i seriflerde es seçimine dikkat edilmesi tavsiye edilmektedir. Es seçiminde kisinin iradesinin belirleyici oldugunu Peygamberimiz’in (s.a.v) es seçiminde dikkatli davranilmasini tavsiye eden hadislerinden de anliyoruz: “Kadinla su dört sey için evlenilir: Mali, soyu, güzelligi ve dini. Sen, dindar olani seç ki hayir bulasin.” (Buhari)
Huseyin Okur

semerkandaile

2835
0
0
Yorum Yaz