Sevgi! Duygularin en yúcesi...

İnsanın eşi olmalı, bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...
aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana...
Koklamalı saçlarını...
Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için...
Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...
kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini... Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için...
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi...
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi...
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli, Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine...
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs.
Güven duymalı, herşeyiyle.
Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak...
Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...
Şımarabilmeli yanında...
Kıskanılmalı zaman zaman da...
Bir eşi olmalı insanın!!!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı, Seni şimdiden özledim!!!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla,
Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı..hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına!
Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında...
Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli... Mutluluk saçmalı etrafına...
Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı!!!
Böyle eşler olmayı nasip etsin rabbim cúmlemize......
aminnnnnnnn
Alinti
Sevgi! Duyguluarin en yúcesi degilmi,
sevginin kutsiyetini cenabı ALLAHIN yarattıgı canlılara verdigi en kutsal bir hediye ve baska hicbir seyin yerini alamıyacagı ilahi bir lutuf...
Bu essiz duygulari yasarken, bizi yaratani bizi yoktan varedeni her an zikrederek O'nun varligini O'nun sevgisini aklimizdan cikarmadan kalbimizde ilk Onun sevgisini tasiyarak yasamak gerekir, herseyin sahibi olan Yúceler Yúcesi Sevginin kime ait oldugunu nereden geldigini anlatan kisa bir hikayeyi paylasmak istiyorum, aslinda daha uzunmus bu hikaye ama hatirladigi kadariyla paylasan Incime tesekkúr ederim.
Sevgiyle kalin:)
Duygularin yaşandığı bir ada varmış
adanın batacağının haberi gelmiş
tüm duygular gitmiş adayı terk etmiş
ama bir tek sevgi kalmış
batacağı son ana kadar
sabırla... sadakatle... beklemiş kurtarıcısını...
ada tam batarken sahibi gelmiş kurtarmaya:)
Yarabbimmm múbarek cuma gúnún húrmetine cúmlemizi affina muvaffak eyle.

Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün
gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver.
Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin
bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç.
Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var.
İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir.
Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster.
Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana.
Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah,
ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.
Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var.
Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.
Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş,
yetiş imdadımıza ya Muhammed.
Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat.
Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm.
Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna,
yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.
Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek.
Aç cemalini göster diyarını...
Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana,
gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.
Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle...
Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.
Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim.
Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.
Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır,
duaya açılan elleri icabete eriştir.
Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.
Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.
Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.
İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.
Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.
Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.
Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma,
senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.
Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.
Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle,
sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.
Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek
çene kapatmak nasip eyle Yarabbi.
Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden,
kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım.
Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.
Yarabbimmm múbarek cuma gúnún húrmetine cúmlemizi affina muvaffak eyle. Sen Gaffar'sin, Sen Rahim'sin, Sen Rahmansin, Sen en yúcesin Sen herseye Kadirsin Rabbim ne olur dualarimizi Ismin húrmetine en sevdiginin húrmetine kabul eyle...
Amiiinnn...
Cumaniz múbarek olsun.
Tesekkurler Kardelencim
Kuyumcu

KUYUMCU
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip
iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra:
"Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle birbakar, "Bu der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
"Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta
arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini
istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır!...
"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan...''
Tesekkurler Zulalcim

Sevgiii, duygularin en devingeni:)

Heyecanlarim arzularim burkuluslarim senin icin;
Uykusuz gozlerim senin icin yaslidir;
Umutlarim aranmalarim hepsi, hepsi senin icin;
Senin icin kalbimde dayanilmaz dertler saklidir.
1.DUYGULARIN EN DEVINGENI
EN KUSATICI OLANI SEVGIDIR
Sevgi, insanin kalbinde dogup gelisen bir duygudur. Ne var ki, onun sirf bir duygu olarak kalmasi ya da súreli bicimde bir duygudan ibaret kalip somutlasma noktasina dogru gelismemesi dusunulemez. Eninde sonunda soze dónusmesi, fiil ve hareketlerde kendini dile getirmesi beklenecektir. Her zaman gizli kalan ve higbir zaman ve zeminde kendini belli etmeyen bir sevgiden soz edilemez. Bir sekilde bir kalbi kusatan ve orada yer eden sevgi, insanin moralinde, bakisinda, durusunda, hal ve hareketlerinde mutlaka kendini belli edecek ve bir sekilde kendi varligini hissettirecektir. Sayilanlanrin disinda kalan ve tamamen soyutlasan bir sevgi túrú, ancak buharlasmis ve kaybolmus bir sevginin vasfi olabilir.
Sevginin hayatin her alaninda, her tutum ve harekette yasanmasi gerekmektedir. Hasan el-Benna: "Bizim dava-mizin esasi, ózú sevgidir" derken bu konuda bize onemli bir ipucu vermektedir. Rasulullah'in hayatindaki sevgi ve icliligi gormeden onun yolunda ilerlemek, onun adimlarini izlemek neredeyse mumkun degildir. Sevginin olmadigi yerde incelik de olmaz; duyarlilik da. Sefkat de olmaz, merhamet de. Bunlardan uzaklasan bir topluluk ise, yikima, yok olmaya mahkumdur.
Rasúlullah'in dusmanlarinin bile kendisine hayran ol-dugu bir ozelligi onun ugrunda cok kisinin olúme hazir olmasidir. Bu sadece bir iddia olarak degil, hayatin her alaninda ornekleri gozler onunde yasanan bir hakikattir. Onun davasi ve mesajinin sevgi temeline dayandigini gosteren en búyúk delil bu sayilsa yeridir. Sahabenin hayatinda bunun pek cok ornegini gormek mumkundur. Diger taraftan Rasulullah, kisinin imaninin kabul edilmesini de sevgiye baglamistir: Birbirinizi sevmedikce iman etmis olamazssiniz. Muminleri, bir tek vúcut gibi tasvir ederken de sevgi, merhamet ve sefkati mihenk almistir. Bu baglamda herhangi bir uzvun rahatsizligi, agri, aci ve sizisinin tum vucuda yayilacagini ve hepsini uykusuz birakip ateslere dusurecegini dile getirmistir.
2.BERABERLIGIN DE AYRILIGIN DA MIHENGI SEVGIDIR
Aziz Elci, "kiyamet ne zaman kopacak"? diye soran ki-siye, "kiyamet azigi olarak ne hazirladin"? seklinde bir soru sormus, o da: "Oyle fazla namazim ve fazla orucum yoktur; yalniz Allah ve Rasulunu seviyorum" deyince, Aziz Elci: "Kisi sevdigiyle beraberdir" buyurmustur.68
Sevgi, kisinin beraberliginin de mihengidir. Kisi, sevdigiyle beraberdir. Bu soz, cok genis bir anlam alanina sahiptir. Dogru, yanlis, iyi, kotú, fazilet ve rezalet her konuya uygulanabilir bir ozellige sahiptir. Kisinin bu beraberligi acaba sadece zaman veya mekan beraberliginden mi ibarettir yoksa, daha ileri bir alana da yayilabilir mi? Zaman ve mekan beraberligini kusattiginda herhangi bir ihtilaf bulunmayan bu derin anlamli sozún, ayni zamanda dogal yapi, akil, uyumluluk/denklik ve mekan olarak bir beraberligi isaretledigi anlasilmaktadir. Sozgelimi, bir seye ónem veren ve ona karsi titizlik gosteren herkes, istesin istemesin, dogasi geregi, ona ve onunla ilgili olanlara karsi icinde bir egilim oldugunu hissedecektir. Bu baglamda her insan, memnun olsun olmasin, kendine uygun olan, hayata ve olaylara, maddi ya da manevi fenomenlere kendisi gibi bakan, kendi tarzinda yaklasan insanlara karsi icinde cezbedici bir ozellik oldugunu gorecektir. Yúce ruhlar, dogalari, ozleri, himmet ve amelleriyle yúcelere dogru cezbedildiklerini hissederler. Bu kuvvetli his ve egilim sayesinde onlara dogru ilerlemelerinden muthis bir zevk ve essiz bir haz duyarlar. Kimileri yúcelere dogru ilerlemekten boyle mutlu, huzurlu ve vicdanen rahat olurken, kimileri de bunun aksine bir istikamete yonelmekten haz duyarlar. Kimi yúceler Alemiyle temastan ucarken kimileri toprak kaynakli nimetlerde essiz bir hazza ererler.
Burada dikkat edilmesi gereken onemli nokta; kisinin krndini fark ettiginde nerede olduguna bakmasidir. Zi-ra Insan her seye ragmen kendini kontrol edebilme guc, yetenek ve iradesine sahiptir. Sirf haz ve zevk tarafindan haz edilmekle bas basa birakilmis degildir. Huy, karakter ve arzularinin cogunun anahtari yine de kendisinin elindedir. Kendini iyi, dogru, insanlik onur ve haysiyetine yarasir bir tutum ve davranisi sergilemekle yúkumlu kilinmistir. Ruh, gonÚl ve vicdanini bu istikamette egitmek zorundadir. Kimilerine bu, tadi gúzel bir ilac gibi gelir; kimilerine Ise aci bir ilac gibi. Ama her ikisi de bu ilaci kendileri icin belirlenen dozda almak zorundadir. insan, yasadigi hayatta kendini egitmek, egitimi bos vermemek ve kendisini bu konuda kontrol etmekle gorev lidir. Dost, arkadas ve yakinlarini bu ólcúler icinde tespit edip onlarla buna uygun bir uyum ve ahenk olusturma mecburiyetindedir. Buna gore, Yúce Allah'i seven, her ainnda O'nunla beraber olacaktir. O'nun sevdiklerini sevecek, nefret ettiklerinden nefret edecektir. Deger verdiklerine deger verecek, degersiz bulduklarina o da mecbur kaldigindan degil, gonúlden katilarak, deger vermeyecektir. Konussa Yúce Allah'tan konusacak, mesaj iletmek iste O'nun mesajini iletecek, ovgu ve takdir etmek istese túm gúc, imkan ve yeteneklerini onun ovgusú ve takdirine kullanacaktir. Sozú, hareketi, tutum ve davranislari Yúce Allah'in emri ve belirledigi cerceve icinde yer alacaktir. durusunda, sususunda, bakisinda hep onunla, onun adina, onun icin bir devinim icinde olacaktir. Hasili, dúnya hayatinda alisilan bu beraberlik daha sonra da devam edecek ve ebede kadar uzanip gidecektir.
Bu nedenle bilgeler her zaman su noktaya dikkat cek mislerdir: Sevgide sirke yer yoktur. Sevilen varlik bire indirgenmedigi múddetce sevgi sahih, saglam ve makbul olmaz. Bu ilke, birden fazla varligi sevmenin imkansizligi vurgulamak ya da betimlemek icin degil, o varligin muarizi ve dúsmani olan varliklari sevmekten sakinmayi nazara vermektedir. insan, bir varligi sever, onun sevenle de sever, sevenlerinin sevenlerini de sever. Haleler halinde genisleyen bu sevgi aslinda bir sevginin hayata yansimasidir. iki varligi sevmek degildir; cúnku, burada kastedilen varliklar birbirine ters dúsmús, dúsman olmus varliklardir. Yani, kisi, hem bir varligi hem de dusmanini ayni anda sevemez. Sevdigini soylerse, sevgide sirke dúsmús olur; affedilemez hatayi islemis, yani; sevgi iddiasi olan, sevgilinin isaret ve direktiflere karsi hassastir. Onun yolunu, arzu ve isteklerini, her túr egilim ve hosnutlugunu kendisi Icin aziz bilir. Bunlara bigáne kalmasi, onlari gormezden gelmesi veya arzularini kulak ardi etmesi dusunúlemez.
Muhabbet iddiasina ragmen, mahbúnun gónlunú, emrini, isaret ve sakindirmalarini ciddiye almayan, ozú-sozu dogru olan bin degil, aksine yalanci addedilmistir. Bu sevginin ne oldugunu bilmeyen ve onun hazzina ermeyen biri olarak tanimlanmistir. Kimi zaman kisi buyúk bir sevgi ve istiyak sahibi olmasina ragmen, her an onun yaninda, onunla beraber olmayabilir, onunla beraber bulunmayabilir. Sartlarin uygun olmamasindan kaynaklanan bu túr-den ayriliklar kisiyi mahbubundan ayiramaz ve onunla aklen, fikren, ruhen ve vicdanen bulunmasiina mani olamaz. Aslindan bu ayrilik fizik olarak zahiren bir gercek de olsa, hakikat nazarinda ayrilik sayilmaz. Hatta buna gercek anlamda bir kopukluk da denemez. Kisi bu halini devam ettirdigi múddetce beraberligini koruyor demektir.
3.COCUKLAR BUYUKLERDEN DAHA COK SEVGIYE MÚSTAKTIR
Devingen ve duyarli toplumlarin harci her zaman sevgi olmustur. Túm insanlarin gonullerine ve zihinlerine Islenen budur. Ozellikle buyuklerin kúcúklere karsi temel Vasfi ve vazgecilmez tutumu sevgi ve bundan dogacak olan sefkattir. Búyúkler genelde saygi ve takdirle onurlanirlar. Onlari mutlu etmenin en muhim esasi, onlara karsi adabini takinmak, saygi ve oncelikli olma haklarina riayet etmektir. Buna karsilik kúcúklerin en temel ihtiyaci ise, sevilme ve sefkat gormedir. Su kadar var ki, belki bir buyuk
Saygi gormese de hayatini berbat etmeyebilir. Karsilasacagi olumsuz tutum ve davranislari olgunlukla sineye cekerek onlari hayatina mudahale etmekten alikoyabilir. Ne var ki,bir cocuk onun kadar imkan ve sansa sahip degildir; cúnku: Sevgi onlar icin, adeta temel gida húkmundedir. Kisiliklerinin temel taslarinin olusumunda ve gelismesin-de bengisu ya da gúnes isinlari gibidir. Onlarin hayata saglikli adimlar atabilmeleri, geleceklerini karartmadan istikballerini kazanmalari ve gercek anlamda sosyallesip me-denilesmelerinde en onemli faktor sevgidir.
Cocuklarin ileriki yillarda hayatlarini zehir eden psikolojik rahatsizliklar ve bozukluklarin temelinde, insan yavrusunun en temel ruhsal ihtiyaci olan icten sevilme noksanligi ya da sevgisizlik vardir. Bu konularda uzman olan psikolog ve egitimcilerin tamamina yakin cocuklarin hayatinda rastlanan her túr davranis bozuklugu ve dengesizligin kaynagi olarak cevrelerini gosterirler. Ailesinde ve okul ortaminda ya da diger cevresinde bekledigi yeteri kadar sevgi ve ilgiyi goremeyen, bunlarin hepsinden ya da bir kismindan kotú muamele goren, haksizlik ve eziyete maruz kalan cocuklarin en búyúk problem! anne-baba ve ógretmenlerin sevgi temeline oturmayan tutum ve davranislaridir. Bu túrden kotu muamele veya cocuklar arasindaki adil ve makul olmayan dengesiz sevgi ve ilgilerin muhatabi olan cocuklar, artik buyumus ve yasini basini almis olsalar dahi, onlarin anlatilmasindan ve konusulmasindan alabildigine rahatsiz olmaya devam ederler. Bunun boyle oldugunu bilmeyen buyúkler, cocukluklarinda bu túrlú adaletsiz sevgi ve ilgi egilimi ve uygulamalarinin anlatilmasindan cok rahatsiz olmaktadirlar. Hatta onlari ciddi problem gibi ele alip cevrelerini gecmiste yaptiklariyla yargilamaya kalkanlar bile vardir. Halbuki, her seyde oldugu gibi egitim ve terbiyede de Hakkin egemen kilinmasi zorunludur. Hak her seyden azizdir. Hayati ayakta tutan hak baskasi degildir.
Hálik'in na-mútenáhi adi var, en basi Hak,
Ne búyuk sey kul icin hakki tutup kaldirmak!69
Eger bir egitimci veya ogretmende gonúlden gelen bir sevgi ve ona dayali bir ilgi olmazsa, onun egitiminden gecen cocukta ne saglikli bir zeka gelisimi olabilir ne de cocuk saglam bir karakter sahibi olabilir. Cocuk yasamak icin nasil temiz havaya muhtac ise, ayni sekilde sevgiye de muhtactir. Cocukta az veya cok bilincli sevgi gereksinimi gcrcekten tahmin edilenin cok ústundedir ve gercek anamda cok buyuktúr. En azindan olcúlu bicimde sevilmeyen ve sevilmedigini fark ya da hisseden cocuk, buna mutlaka olumsuz tepki verir. Genelde bu tepki icine cekilmek, insanlarla iletisim kurma istegini yitirmek, yeme-icmeden kesilmek, zayiflamak ve bencil bir bicimde kendi kabuguna cekilmek seklinde ortaya cikar. Genelde cevrelerinden ózelde ise anne-babalarindan yeterince sevgi ve ilgi gormeyen cocuklarin, ozgúvenleri gelismez; var olan kendi gúvenlerini de yitirirler. Buyuklerine ve cevrelerine karsi dúsmanca hareket etmeye, yalanci, kavgaci, kinci ve hasin ! olurlar. Okul ve meslek edindiren kurumlardan da nefret ederler; cunkú, onlari da kurulu dúzenin birer parcasi, hizmetcisi ve payandasi olarak gorúrler. Hizmetlerinin ve ilgilerinin sirf kendilerine yonelik degil, bir angarya, bir górev geregi oldugunu dusunúrler. Oysa onlarin aradigi go-nulden ve kosulsuz ilgi ve hasbí sevgidir. Aradiklari, bir annenin karsiliksiz, fedakáráne, sefkatle yogrulmus sevgidir. Hayatini kendilerine adamis bir babanin sevgi ve merhamet dolu bakislari ve buna dayali olarak saclarinda/baslarinda gezinen sefkatli elleridir. Zira, parayla ve górev olarak sevgi ve sefkatin satin alinamayacagini ve kimseye bu yoldan sevgi ve sefkat gosterilemeyecegini derin boyutlarda idrak edenler onlarin kendileridir.
4.COCUGUN ADAM OLMASINDA EN BÚYÚK GÓREV EBEVEYNE VE DEVLETE DÚSER
Anne-baba, cocuk icin búyúk fedakarliklara katlanir. Cok búyúk eziyetlere maruz kalir. Cogun, yemez; yedirir, giymez; giydirir, kendine, saligina bakmaz; onlarin sagligi icin dúnyanin masrafindan kacinmaz. Bunu bir gorev ve sorumluluk olarak degil, bir insanlik, onur, seref ve insiyak olarak yapar. Onlari yaparken bekledigi hicbir karsilik da yoktur. Zira, evladina yaptiklarini kendine yaptiklarindan ayirmaz. Onlara hizmeti kendine hizmet sayar. Onlarin hayatlarinin, kendi hayatinin bir devami ya da onun faz degistirmis bir sekli olarak gorúr. Yine de yaptiklarini kendini dusúndugunden yapmaz. Onlari, gelecek ve huzurlarini dusundugúnden yapar. Huzuru onlarin huzurudur; mutlulugu da onlarin mutlulugu. Rabat, mesut ve muruvvet icinde gordúkce onlari, icleri iclerine sigmaz olur. Yúrekleri bir ferah olur ki, degme gitsin. Saadetleri, cogun, gozlerini bile yasartir; sevinc ve mutluluktan.
Aile ve cevresi tarafindan ihmal edilen, sevgi ve ilgi gosterilmeyen cocuklarin konusma kapasiteleri ve yete-nekleri de bu durumdan etkilenmektedir. Sevilen ve alaka gosterilen cocuklarin dili kavramalari ve kullanmalari daha duzgún ve púruzsuz bir sekilde gelisirken, bunlardan mahrum kalan veya bu ortamda yeterince kalamayanlar cesitli konusma ozurlerine ve takintilara maruz kalmaktadir. Fiziki manada organlarin gelismesi, normal cinsel davranislari kazanmalarinin temelinde de cocuklarin ve genclerin dogustan itibaren kendileri icin gerekli olan sevgi ve ilgi gormus olmalari sarttir. Bundan mahrum kalanlarin normal yollardan cok, sapkinlik ve asiriliklara meylettikleri tespit edilmistir.
Oncelikle anne babanin sevgi temeline dayanan bir gelisim ve egitim súrecini izlemeleri gerekmektedir. Bununla beraber yakin cevrenin buna paralel bir cizgide olmaya ózen gostermesi ve onlara destek olmalari zorunludur. Okul caginda egitimin, insani merkeze alan, ogretim ve egitimin amac ve metodunu yeniden gozden geciren, her sene aksak ve eksik yonleri dúzeltmeye acik ve buna gercekten onem veren bir nitelige burunmesi, bunun icin gereken hicbir fedakarliktan kacinmamasi lazim olacaktir. Aile ve okul disinda kalan "sokak", basin-yayin ve medya kurum ve kuruluslari kendilerini cocuklar acisindan kontrol ederek, cocuklara yanlis istikamet veren, onlari yanlisa súrúklendiren tutum ve davranislardan sakinmayi bir insanlik borcu olarak algilamak ve bunun icin gereken revizyon, degisim ve devrimden kacmamak mecburiyetindedir. Devlet bunun icin gereken duzenlemeleri yapmakla yukúmlúdúr. insana saygi duyan hicbir devlet, masum bir cocugu feda etmeye seyirci kalamaz. Hicbir millet kendi cigerparesinin zayi edilmesine seyirci kalan bir devlete hosgoruyle bakmaz ve bu konudaki kusurunu affetmez.
Ey genc adam, bu dústur sana emanet olsun:
Otelerden habersiz nizama lanet olsun!70
DR. Mehmet Yolcu
(Tanriyi sevmek kadar gúzel yasamak)
Kitabindan alinti.
Ne olursa olsun ve her şeye rağmen gözyaşı...

GOZYASI
Kalplerin ölü veya diri olduğu, gözyaşlarından belli olur. Yüreğin ifadegâhıdır gözyaşı. Gözden akar, hâlden hâle geçişi anlatır... Anlam yüklü birkaç damladır, gözyaşı... Bazen de sayfalar dolusu bir kitap... Karanlığın farkında olmaktır ve gelecek adına şafağın müjdesidir gözyaşı.
Kan toprağın, ter ekmeğin, gözyaşı yüreğin bereketidir. Gözyaşı pişmanlıktır, gözyaşı tövbedir, gözyaşı gözün niyazıdır/duasıdır. Gözyaşı şükürdür, hamd ve senânın, şükrün gözlerden damla damla akışıdır. Gözyaşı gönüllerin yağmurudur ve yağmur göklerin bereketidir.
Gözyaşı aczin ve nedametin işaretidir. Gözyaşı, ruhun ifrazatlardan, kirlerden arınışıdır. Her gözyaşı adeta bir yeniden doğuştur. Gözyaşı, sabrın en mütevekkil, duygunun en müteyakkız halde olma durumudur.
Gözyaşı, teessür ve kederin devasıdır. Gözyaşı kul olma idrakine varmak ve acziyeti itiraf etmektir. Gözyaşı ruhumuzun lisan-ı hal ile tövbesidir. Günahlarımızın affı için fiili bir dua ve bir ruh abdestidir gözyaşı.. Gözyaşı rahmettir, ganimettir. Gözyaşı, gönlün kor gibi yanan ateşini söndürüp yeniden canlandırmak için gözden kalbe tutulan soğutucudur.
Yokluğa erenin sermayesi olan, vuslat erlerinin nişanesi olan, yanık gönüllerin mihenk taşı olan gözyaşı, gözdeki incinin nur tanesidir. Gönülle ve gözle dua etmektir gözyaşı. Sevincin doruk noktasıdır gözyaşı.
Gönüldeki Allah sevgisi ve korkusunun dışa yansımasıdır gözyaşı. Gözyaşı, kalbin tercümanı, muhabbetin sessiz lisanı, günahların gufrânı, kulun Rabbinden rahmet istemesi, yani istirhâmıdır. Öteki aleme götürülebilecek tek hediye, amel terazimizi ağdırabilecek tek ağırlıktır gözyaşı.
Gözyaşı bir nurdur, kalbin nurunun dışa yansımasıdır. Gözyaşı çilenin sessiz sözleridir. Gözyaşı bir bedeldir. Karanlığın farkında olmaktır ve gelecek adına şafağın müjdesidir gözyaşı. Gözyaşı, gerilim hali değil geriliş halidir. Yani ruhun soluklanışı, duyguların yenilenişi ve yeni bir çehreye bürünüşüdür.
Gözyaşı, Rabbe karşı bir şükran, ilâhî muhabbet bağına girenler için tövbe pınarıdır. Gözyaşı, yaratıcının ümit dergâhıdır.
Gözyaşı, ruhun ifrazatlardan, kirlerden arınışıdır. Her damla gözyaşı adeta bir yeniden doğuştur. Gözyaşı, sabrın en mütevekkil, duygunun en müteyakkız halde olma durumudur. Gözyaşı ki duygusallığın değil duygulu olmanın fıtri neticesidir.
Ağlamasını bilen insan için gözyaşı şifadır, maddî ve manevi nice hastalıklara. Dualarımızın yerine ulaşması için attığımız imzadır gözyaşı. Rabbimizle irtibatımızda paslanan bağlantı tellerinin temizleyicisidir gözyaşı. Mesajımızın değerlendirmeye alınması için, gönül kaleminin kullandığı mürekkeptir gözyaşı.
Gözyaşı bir zevktir. Gözyaşı mücerret sıkıntıların müşahhaslaşarak sıvı bir hale bürünüp bünyeyi terk etmesidir. Bizi yalnızlıktan kurtarsın, bizimle sevinç ve kederleri paylaşsın diye edindiğimiz sırdaşımızdır gözyaşı..
İçimizdeki haset, kin ve öfke gibi kötülüklerin temizleyicisi, huzur kaynağıdır gözyaşı. Katılaşan kalplerin yumuşatıcısıdır gözyaşı.
İnsanın gönlünde oluşan tortuların, yüklerin hafifleticisidir gözyaşı. Gözyaşı insanın psikolojik yapısında bozulan dengelerin düzenleyicisi, rehberidir.
Gözyaşı, gözlerdeki damlalar üzerine binip, Allah korkusuyla huşu ve heyecanla gönül dünyamızda kanatlanmaktır. Gözyaşı günah hedeflerini on ikiden vuran istiğfar silahının mermileridir.
Gözyaşı, öfkeyi siler. Dualarımızı yüce makama tez ulaştırmanın en emin yoludur gözyaşı. Duyguların inişi ve çıkışıyla beslenen, şefkat ve koruma duygularını harekete geçiren kalkandır gözyaşı.
Gözyaşı, ma'rifet işidir. Günah bataklıklarında yüzen insanımızın sığınağıdır gözyaşı.
Kadınlar dul, yaşlılar sefil, çocuklar ağlamasın diye, susuzluktan çoraklaşmış topraklar, katmerleşmiş kalpler bayram etsin diye gözyaşı dökmeliyiz.
Gözyaşının indiği yerde rahmet vardır; Rahmetin indiği yerde de gözyaşı. Gözyaşı rağbettir. Gözyaşıyla tanışalım, gözyaşıyla tutuşalım, gözyaşına sığınalım.
Gözyaşı kadar sıcak olsun sözlerimiz, gözyaşı kadar içten, gözyaşı kadar berrak. Usulca süzülsün ruhlarımızdan, teker teker, tane tane, coşkun ırmaklar kadar pâk.
« Önceki :: Sonraki »
